TARİH: 21-05-2010 - SAAT: 03:01:37 | Ekleyen: Kadın Türk
Bu YAZI neden şimdiye kadar OKUDUĞUNUZ ve çalışma konusunda rehber olan Yazılar arasında en iyi olanlarıdır? Neden sadece öğrenciler tarafından değil çocuklarının başarılı olmasını isteyen aileler tarafından da bu kitaplara ihtiyaç duyulmaktadır?
Çünkü 1988'den bu yana ülkenin her yerinde var olan şartlar şu anda da hiç değişmeden, hatta daha da kötüye giderek aynı şekilde durmaktadırlar.
1. Son günlerdeki sınavlarda küçük ilerlemeler gözlemlenmiş olsa da geçen 1999'da Fen Lisesi sınavının sözel değeri ortalama 7 puan, matematik değeri de ortalama beş puan artmıştır. Türkiye'de öğrenciler, özellikle fen ve matematik derslerinde, diğer ülkelerin öğrencileriyle kıyaslandığında hâlâ berbat notlar alıyorlar. 2. Kamuoyu yoklaması yapıldığında, anne babaların birçoğu, devlet okullarının geliştirilmesinin milletimizin en öncelikli işi olduğunu söylediler. Aynı anne babalar, devlet okullarının çocuklarını olması gerektiği kadar iyi yetiştirmediklerini düşünüyorlar. 3. Şirket sahipleri, yeni işe alınan elemanların zorlukla dört işlemi yaptıklarından yakınıyorlar. Birçoğu iş başvuru formunu bile dolduramıyor! Sonuçta işyerleri, okulda öğrenilmesi gereken en basit becerileri bile elemanlarına öğretmek için milyarlar harcıyor.
Bu durumun daha da kötüye gitmesi ise kaçınılmazdır. Yalnızca önümüzdeki dört yıl içinde (örneğin 2005 yılına kadar), 4 milyon çocuk daha okula başlayacak ve Türkiye'deki ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 14 milyonu geçecektir. Bunun ise küçümsenmeyecek bir artış olduğu kabul edilmelidir.
Ne yazık ki yeni yetişen öğrencilerin eğitimi için gerekli olan para devlet fonunda bulunmuyor. Devlet bütçesinin ve ülkenin son ekonomik durumuna bakıldığında bu öğrencilerin büyük bir olasılıkla her yönden bütçe kesintisi ile karşılaşacakları söylenebilir. Seçmenler de kuşkusuz yeni okullara fon'sağlamak ve öğretmenlere yüksek maaş ödemek için sandık başına gitmeyeceklerdir.
Bu, yıllardan beri çözülemeyen problemlerin, öğrencilerin öğrenme kabiliyetini çok fazla etkilediği anlamına gelmektedir. Çok kalabalık sınıflar, kaynak eksikliği (özellikle bilgisayar ve diğer yeni teknolojik aletler), nitelikli öğretmen eksikliği, öğrenmek isteyen ancak yardıma ihtiyacı olan öğrenciler için sorun olmaya devam etmektedir.
Sonuç olarak, benim dokuz kitabıma olan ihtiyaç, ne yazık ki öğrenci ve anne babaların talepleri tam olarak karşılanıncaya kadar devam edecektir.
Peki sen kimsin?
Okuyucularımın sadece klasik lise öğrencileri olduğunu sanıyordum. Ancak zamanla kitaplarımın kolej, yüksek okul ve fakülte öğrencileri tarafından da alındığını, beğenildiğini ve başarılarına katkıda bulunduğunu öğrendim. Bir kısmınız ise liseye yeni girmiş öğrencilersiniz.
İçinizden bazıları yeniden okula dönen yetişkinlersiniz. Bazılarınızın okul günleri ise çok gerilerde kaldı. Ancak şuna emin olun ki; bir daha okula dönmeseniz de, bu kitapta verilen ve öğretmeninizin hiçbir zaman öğretmediği çalışma tekniklerini öğrenirseniz, kariyerinizde
çok daha iyi yerlere gelebilirsiniz. Özellikle iş toplantılarındaki sunumlarınızın kilit noktalarını veya yeni müşterilerin isimlerini hatırlayabilirseniz bu sizin için artı puan olacaktır.
Anne baba olarak sizlerin şöyle sızlandığını duyar gibi oluyorum: "Esra'nın (veya Ekrem'in) okulda daha başarılı bir öğrenci olabilmesi için ne yapmalıyız? Doğum günümü bile hatırlamıyor, yarın çok önemli bir sınavı var. En iyisi onu kendi haline bırakalım."
Birazdan, çok az zamanınızı alarak okuyucum olduğunu düşündüğüm her grup için kısa bir açıklama yapacak ve önemli gördüğüm bir takım noktalara değineceğim:
Eğer lise öğrencisi iseniz
Bu yazı da özellikle dili ve biçimi size kolay gelecek. Oldukça kısa cümle ve paragraflar kullandım. Arada sırada kullanılan esprili başlıklar (umarım hoşunuza gider) ve alt başlıkların hepsi sizin için ideal gibi görünüyor. Bu kitabı yazarken kafamın bir köşesinde siz vardınız. Eğer liseye yeni başladıysanız...
Çok kısa bir süre önce okuduğunuz bir konuyla ilgili hiçbir şey hatırlamıyorsanız, çalışma şekliniz iyi değil demektir. Böyle bir durumda hafızanızı geliştirmek kesinlikle kilit noktadır. Aslında nasıl çalışmanız gerektiğini, tam olması gereken zamanda öğreniyorsunuz. Bence çalışma tekniklerinin altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflarda öğrenilmesi ve öğretilmesi şarttır. Eğer bu kitabı okuma konusunda yeteri kadar ciddiyseniz, bu kitabın dili ve konularını anlamada bir sorunla karşılaşacağınızı sanmıyorum.
Eğer geleneksel bir üniversite öğrencisiyseniz
Eğer 18 ila 25 yaş arasındaysanız, sizin bu kitapta anlatılan tüm çalışma tekniklerini, özellikle de temel hafıza geliştirme tekniklerini zaten öğrenmiş olduğunuzu umuyorum. Ama eğer öğrenmediyseniz (bazı noktaları biliyor fakat bu kitaptaki tüm ipuçlarını ve numaraları bilmiyorsanız) bu hafıza tekniklerini tam anlamıyla öğrendiğiniz takdirde, bunların mezun olduktan sonra da işinize yarayacağını garanti ederim! (Tabii ki, en iyi dereceyle mezun olunca!)
Herhangi bir okula devam eden öğrencinin anne ya da babasıysanız
Çocuğunuzun okulu, büyük bir olasılıkla ona nasıl çalışması gerektiğini tam olarak öğretmiyordur. Bu da çocuğunuz nasıl çalışacağını bilmiyor demektir. Bu aynı zamanda çocuğunuzun nasıl başarıya ulaşacağını da bilmediği anlamına gelir.
Kesinlikle evet.. Bu ülkede, ilk ve orta öğretim için 4 katrilyon harcanıyor. Bu rakam bize öğrenci başına yıllık olarak ortalama 500 Dolarlık bir harcama yapıldığını gösterir. Bu paranın karşılığında olası bir mezuniyet, futbol tezahüratları ve acemi olarak bir işe girmenin dışında bir şeyler elde etmemiz gerekiyor.
Aileler ne yapabilirler?
Bu konuda aileler çocuklarına oranla çok daha endişeliler. Ne zaman bir radyoda bir konuşma yapsam ya da televizyona çıksam, bana ilk gelen telefonlar endişeli aileler oluyor. Bana sordukları ise "Çocuğumun okulda daha başarılı olması için ona nasıl yardım edebilirim?" oluyor. İşte her yaştan öğrenci aile babaları için uyulması gereken kurallar:
1. Ev ödevleri için bir çalışma odası hazırlayın.
Dikkat dağıtıcı şeylerden uzak, çok iyi aydınlatılmış ve bütün gerekli olan malzemeler bulunan bir yer olsun. 2. Ev ödevleri için rutin bir çalışma planı hazırlayın. Bu plan nerede ve nasıl olursa olsun uygulansın. Ev ödevleri her gün aynı saatte yapılsın. 3. Ev ödevlerinin öncelikli olduğunu açıklayın.
Aslında ev ödevleri her şeyden önce gelir. Randevulardan, televizyondan, dışarıya çıkmaktan, yani kısaca her şeyden önce. 4. Okumayı alışkanlık haline getirin. Çocuklarınız için kesinlikle bir alışkanlık haline getireceğiniz okumanın sizin hayatınızda da bir yeri olmasını tavsiye ederim. Unutmayın ki, çocuklar söylediklerinizi değil yaptıklarınızı yaparlar. (Sizin yaptıklarınızı örnek almamalarını söyleseniz bile) Akşam saat sekizde televizyonda onun en sevdiği programı açıp, seyretmeye başlayıp, sonra da ona kitap okuması gerektiğini söylediğinizde sizce ona ne gibi bir mesaj vermiş olursunuz? 5. Televizyonunuzu kapatın. Veya televizyon seyrettiğiniz vakti en aza indirgeyin. Ne zaman ve nasıl televizyon seyredeceğini siz belirleyin ve bu konuda sınırlamaya gitmekte çekingen davranmayın. Bu belki de şimdiye kadar yapmanız gerekenler içerisinde en zor olanı olabilir. Bana güvenin. Ben 7 yaşında bir çocuk babasıyım, bu yüzden biliyorum.
Elinizden gelenin en iyisini yapın! 6. Öğretmenlerle konuşun. Çocuğunuzun okulda neler öğrenmesi gerektiği konusunda bilgi edinin. Eğer bunu bilemezseniz, ona yol gösteremez ve onu kontrol edemezsiniz. Belki de onlara farklı yöntemlerle öğretmenlerinin öğretmek istediklerini öğretebilirsiniz. 7. Cesaretlendirin ve motive edin. Fakat ödevlerini yapmaları için başlarında asla dırdır etmeyin. Bu hiçbir işe yaramaz. 8. Çocuklarınızın ev ödevlerini kontrol edin. Fakat çocuğunuzun ödevini yapmak gibi bir tuzağa düşmeyin. 9. Başarılarını övün, fakat sıradan ödevlerde gösterdikleri başarılar için fazla iltifat etmeyin.
Çocuklar sizin samimi olmadığınızı anlarlar. Çocuklarınızın* gösterdiği saygıyı, onların notlarından, yeteneklerinden ve becerilerinden daha ön planda tutan öğretmen ve okullara karşı tedbirli davranın. Ben yapılan her iyi ödev için çocukların ödüllendirilmesi gerektiğini değil, onlara hak
ettiğinizi alacaksınız mesajının verilmesini savunuyorum. Çünkü bu onlara aynı zamanda eğer çok çalışırsan ödülünü alırsın mesajını verecektir. Öğretmenlerin sürekli iyi notlar verdiği, ortalamaları düşürdüğü ya da çocuklar kendilerini kötü hissetmesinler diye ödev vermediği yönündeki hikayeler çok korkutucu ve aynı zamanda nadirdir. Bu tür taktikler çocuklarınızı ileriki yaşamlarında çok daha büyük hatalara sürükleyebilir. 10. Gerçekler konusunda onları ikna edin. (Bu daha ileri yaştaki öğrenciler içindir.) Tamam, televizyonu kapatmanın bir gerginlik yaratacağını itiraf etmeliyim. Ancak onları, kendilerini notları ile değil de, bildikleri ile değerlendirmeye inandırmanız ileride bir çok kişinin göz yaşının akmasını engelleyecektir. (Büyük bir olasılıkla sizinkileri.) Kızınıza ya da oğlunuza yaşamları boyunca ne yaparlarsa onun karşılığını alacaklarını öğretmek için çok geç kalmayın. Onları esnek ve kararlı yetiştirmemizin en önemli nedeni, üzerlerindeki tozları silkeleyerek toparlanmaları ve düştükleri yerden kalkarak tekrar denemeleri içindir. 11. Eğer maddi imkanınız varsa çocuğunuza bir bilgisayar ve kullanabileceği bütün yazılımları alın. Birçok insan (ben de dahil olmak üzere) bundan asla kaçış olamayacağını yıllardır söylüyor ve gerçekten de bu bir gerçek:
Çocuklarınız hangi yaşta olursa olsunlar, hayatta kalabilmek
için teknolojiyi (bilgisayarları) öğrenmek zorundalar. Onların okulda ve okuldan sonra başarılı olmalarını sağlamaya çalışın. Bu konuda yakın zamanda yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler var: Son on yıl içinde yapılan uzun araştırmalar, bilgisayar kullanan çocukların daha hızlı öğrendiklerini ve daha yüksek notlar aldıklarını gösteriyor.
Gösterdiğiniz ilginin önemi
Çocuğunuzun başarılı olması için sizin üzerinize düşen sorumluluğun önemini bir dakika için bile hafife almayın: Çocuğunuzun eğitimi ve başarılı olabilmesi için sizin ona yeterli ilgiyi göstermeniz kesinlikle şarttır.
Çocukların başarısını etkileyen faktörlerle ilgili son yirmi yıldır yapılan her türlü araştırmanın sonucu, şaşırtıcı şekilde sadece bir faktörün her zaman çok büyük bir etkisinin olduğunu göstermektedir: Anne ve babanın ilgisi. Okulun büyüklüğü, öğrenci başına harcanan para, yabancı dil laboratuarlarının sayısı, koleje giden öğrencilerin sayısı veya okulda ne kadar iyi öğretmenin olduğu (veya kötü öğretmenin) değil. Bütün bu faktörler tabi ki başarıyı etkiler, fakat hiçbiri sizin kadar etkili olamaz.
Bu yüzden, lütfen bu kitabı okumak için zaman ayırın (özellikle Ders Nasıl Çalışılır adlı kitabım olmak üzere bu serideki diğer kitapları da okuyun.) Çocuklarınızın ne öğrenmesi gerektiğini siz de öğrenin (bu seride yer alan ve çocuğunuzun ihtiyaç duyacağı konulan kapsayan diğer kitaplan da.)
Zamanında iyi bir öğrenci olmasanız ve mükemmel çalışma tekniklerini hayatınızda hiç görmemiş olsanız bile, bu kitapları okumak size tahmininizden çok daha fazla yardımcı olacaktır. Şimdi çocuğunuzla birlikte öğrenmeye başlayabilirsiniz. Unutmayın ki bu ona okulda yardımcı olmakla kalmayacak, uzmanlık alanınız ne olursa olsun size de mesleğinizde faydalı olacaktır.
Eğer okula sonradan dönen bir öğrenciyseniz
Eğer liseye, koleje veya üniversiteye 25, 45, 65 veya 85 yaşında geri dönen biriyseniz, bu dokuz kitabın herhangi birinde öğretilenlere herkesten çok daha fazla ihtiyacınız var. Neden mi? Çünkü çok uzun süre okuldan uzak kalmışsınız. Büyük bir olasılıkla ne unuttuğunuzu dahi hatırlamıyorsunuz. Ve yine büyük bir olasılıkla ne hatırlamanız gerektiğini dahi unuttunuz! Ben genel olarak iyi çalışma yöntemlerini öğrenmek için yaş ne kadar genç olursa o kadar iyi sonuçlar alınacağını savunan biri olarak, öğrenmek için aslında hiçbir zamanın çok geç olmayacağını vurgulamak istiyorum.
Eğer çalışıyorsanız ya da bir aile geçindiriyorsanız, (veya her ikisi) ve okula geri dönerek belirli konularda eğitim görmek isterseniz her zamankinden farklı olarak özel problemlere karşılaşabilirsiniz:
Zaman ve para baskısı. Gelin şimdi problemlerle yüzleşelim! Önceden probleminiz sadece okula gitmekti. Şüphesiz bir aileye bakmak, para kazanmak için çalışmak ve aynı zamanda okula gitmekten sadece okula gitmekten çok daha zordur. (Evet öyledir!) Eğer okulunuzla birlikte işinizi, ailenizi, klübünüzü ve arkadaşlarınızı ihmal etmek istemiyorsanız, zaman planlaması ile ilgili tüm teknikleri öğrenmek zorundasınız. Diğer önemli bir konu ise bütçe planlamasıdır. Çünkü şu anda en son okula gittiğiniz döneme oranla parasal olarak çok daha fazla sorumluluğunuz var. Çocuklarınıza bakmak için para ayırmalı ve çalışmak için işten ayırdığınız zamanlan telafi etmek zorundasınız.
Yetersiz olma korkusu. Kendinizi okuldaki dersleri takip etme konusunda yetersiz olduğunuza inandırabilirsiniz. Bazen bu tip korkular mantıklı olabilir, ama yine de çoğu mantıksızdır. Bu korkunun en kabul edilebilir olan yönü, on veya yirmi yıldır hiç uğramadığınız akademik atmosfere geri dönmenizdir. Ve emin olun ki bu durum (aşağıda daha detaylı değineceğim gibi) çalışmaktan oldukça farklıdır. Ama bu sadece adapte olma meselesi, güvenin bana. Bu korkuyu ortadan kaldırmak için birkaç saat olmasa bile birkaç gün yeter. Fakat burada beni asıl kuşkulandıran, sizi korkutan şeyin artık okuldaki kafa yapısına sahip olmamanız ve artık farklı şekillerde düşündüğünüze inanmanızdır.
Ben bu son saydıklarımın, yersiz olduğunu düşünüyorum. Okuldan orada yıllarınızı geçirdikten sonra ayrıldınız ve belki de çok başarılıydınız. Şimdi okulun çok farklı olduğunu düşünmeniz çok komik olur. Zor değil. Rahat olun. Önceden bahsettiğimiz gibi siz okulla ilgili Çalışma becerinizi kaybettiğinizi düşünürken, büyük bir ihtimalle bu becerinizi işinizde her gün kullanıyorsunuz. Eğer sizi ikna edemediysem, elinizin altında bilgilerinizi tazelemeniz için "Çalışma Teknikleriniz var. Bu program çalışma teknikleri ile ilgili size unuttuğunuzdan çok daha fazlasını öğretecektir.
Belki de okuldan ilk mezun olduğunuzda istediğiniz kadar parlak bir öğrenci olmadığınızı düşünerek endişeleniyorsunuz. Tıpkı Edison, Einstein ve diğer başarılı birçok insan gibi! Fakat sonra bu çalkantılı günleri sakin ve huzurlu günlere dönüştürdünüz. Bunu yapan siz değil misiniz? İş sahibi oldunuz, bir aile kurdunuz, para biriktirdiniz ve çok fazla sorumluluk yüklendiniz. Şimdi okula dönmek için eskiye göre ne kadar daha nitelikli olduğunuzu görün.
Okula ait olma özelliğinizi kaybettiğiniz hissine kapılabilirsiniz. Bu biraz değişik bir korku çeşididir. Tekrar 20 yaşma dönemezsiniz. Ama bunun yanında şu da gerçek ki, günümüzde üniversite öğrencilerinin yarısından çoğu 20'nin üzerindedir. Evet, gerçekten de üniversite öğrencilerinin %50'si 25 yaşın üzerindedir. Gerçek olan şu anda, okula ilk başladığınıza göre çok daha fazla özelliğe sahip olduğunuzdur.
Öğretmenleri daha farklı değerlendireceksiniz Büyük bir olasılıkla iyi yönde. Öğretmenlere karşı içinizde okula ilk başladığınız gün gibi saygıyla dolu bir korku duymanız gerçekten şüpheli bir durum olur. En kötü ihtimalle öğretmenleri kendinizle eşit görürsünüz, en iyi ihtimalle ise onların sizden genç olduğunu, sizin kadar başarılı ve tecrübeli olmadıklarını düşünürsünüz. Her iki durumda da böyle bir korkuyu içinizde tutmanıza bir gerek olmadığını ve bunun üstesinden kolaylıkla gelinebilecek bir korku olduğunu söylemek istiyorum.
Akademik hayatta birtakım değişiklikler olduğunu göreceksiniz. Öncelikle akademik hayat "gerçek" hayattan çok daha yavaştır ve siz ondan çok daha hızlı olabilirsiniz. Yirmi yaşındayken öğleden sonra dersinizin olmadığında bu frizbi oynayacaksınız demektir. Şimdi ise bu, bütün haftanın ayak işlerini yapmak, bütün haftanın yemeklerini pişirmek (ve dondurmak) veya geçen hafta yazmanız gereken dört raporu yazmak demektir. Sizin bu hareketli programınıza kampus hayatı hiçbir şekilde ayak uyduramaz. Bunu onlardan beklemeyin. Hız konusuna gerekli önemi vermeyen insanlara ve sistemlere alışmak zorundasınız.
Öğrenme konusuyla ilgili bazı düşünceler
Öğrenmek ne acı verici ne de sıkıcı olmalıdır. Ancak bu her zaman eğlenceli olacak ve canınızı yakmayacak anlamına da gelmez. Çünkü kimi zaman bir projeyi sonuçlandırmak ve başarılı olmak için çok çalışmanız gerekir. Bu bir gerçektir.
Başka bir gerçek ise her şeyin sizin istediğiniz kadar kolay anlaşılır olmadığıdır. Karışıklık ve zorluk her zaman olacaktır. Kendinize "Tamam her şey yolunda," deyin ve geçmişte yaptığınız gibi öğrenmeye başlayın. Eğer her okuduğunuzu ilk seferde anladığınızı düşünüyorsanız, kendinizi aldatıyorsunuz! Yavaş öğrenmek sizde bir problem olduğunu göstermez. İyi bir öğrenci, işler istediği gibi gitmediğinde de sakinliğini koruyan öğrencidir. Zamanını en iyi şekilde kullanır, gerekli olan adımları özenle atar ve istediği sona ulaşacağından emin olur.
Anne ve babalar bana sürekli olarak: "Çocuğumu nasıl motive edebilirim?" diye soruyorlar. Benim bu soruya verecek ilk cevabım şu oluyor: "Eğer bu sorunun cevabını bilseydim, şimdi çoktan zengin bir emekli olurdum." Fakat yine de bu sorunun bir cevabı olduğunu düşünüyorum. Ama bu konuda ana-babaların yapacağı bir şey yok çünkü bu siz öğrencilerin vermesi gereken bir karar: Okul günlerinizi ilgili ve dikkatli mi geçirmek istersiniz, yoksa sıkıcı ve üzücü mü ?
Gerçekten bu kadar kolay. Neden okuldayken mutsuz ve sıkıcı günler geçireceğinize bazı yeteneklerinizi geliştirmeyesiniz, çok daha aktif olup öğrenebileceğiniz maksimum bilgiyi öğrenmeyesiniz? Bir öğrencinin pekiyi, zayıf veya orta almasındaki en önemli etken içinde duyduğu istektir. Eğer çok isterse en iyi notu alır ama ondan daha az isteyen biri de daha düşük bir not alacaktır. Ben birçok konuşmamda da sürekli olarak şu noktayı vurguluyorum: Bir gün mutlaka okuldan ayrılacaksınız. Ve büyük bir hızla esas olanın sizin ne bildiğiniz ve ne yapabileceğiniz olduğunu keşfedeceksiniz. Notların ve sınavların artık hiç önemi olmayacak. Her şeyi şimdi öğrenebileceğiniz gibi yıllar sonra pişmanlık duyarak da öğrenebilirsiniz.
Kaç kere kendi kendinize "Neden bu sıkıcı şeyleri (hesap, cebir, geometri, fizik, kimya, tarih v.b.) öğrenmeye çalışıyorum ki?" diye sormuşsunuzdur. "Bir daha bunlara hiç ihtiyacım olmayacak!". Patlayan kabarcıklardan nefret ediyorum diyorsunuz ama elinizde size geleceği gösterebilecek bir küre olmadığı için ileride neye ihtiyacınız olacağını asla bilemezsiniz. O yüzden ne öğrenirseniz, o kadar kârlı olacağınızı aklınızdan çıkarmayın.
Zihnimde hiç önem vermediğim bilgiler (para kazandırma olasılığı olanların dışında) yıllar sonra hayatımda veya kariyerimde karşıma sadece çok değerli olarak değil, vazgeçilmez olarak çıktılar ve beni şaşırttılar. Lisedeyken seçmeli ders olarak Almanca alırken, ilerdeki meslek hayatımda, Frankfurt'ta, en çok Almanca'nın işime yarayacağını nereden bilebilirdim? Aynı şey bir muhasebecinin yanında çalıştığım bir yıl içerisinde öğrendiğim temel bilgiler için de geçerli. (İlk kitabımı yazarken ya da ilerideki dönemlerde bu bilgileri de kullandım.) Veya temel matematik kurallarının satın alma ve ciro işlemlerinde ne kadar önemli olacağını ne kadar tahmin ettim? (Tamam, itiraf ediyorum: Ücret farkı denklemi yirmi yıldır kullanmadım, fakat bu bilginin de bir gün işinize yarayıp yaramayacağını asla bilemezsiniz!)
Öyleyse hepsini öğrenin ve "Hiçbir zaman ihtiyacım olmayacak gibi gözüküyor" dediğiniz bilgilerin ününüzü ve servetinizi kazanmanızda en önemli rolü oynadığını görerek şaşırmayın.
Diğer Çalışma Teknikleri
Ben ne kadar kendimi beğenerek, benim kitabım olan "Ders Nasıl Çalışılır?"m birçok insana en çok fayda getirecek kitap olduğunu savunsam da, piyasada aynı iddiada bulunan birçok çalışma kitabı var. Ne yazık ki ben bu kitapların çoğunun, vaat ettiklerini okuyucuya kazandırabildiklerini düşünmüyorum. Gerçek şu ki, sayıları gittikçe artan ve kendilerini en yüksek nota götüren birer kılavuz olarak ilan eden kitaplar beni çıldırtıyor. Bunun yanında, makul çalışma yöntemlerini sırf yazarın işine yaramadığı için gözden çıkaran birçok kitap biliyorum. Ama bu hiçbir şekilde kıstas olamaz.
Tabii ki bu kitaplar, yazarın "sistemini" yani yazarın okulda kullandığı ve işe yarayan sistemi kaçınılmaz olarak okuyucuya taşır.
Bu sistem temel ve geleneksel olabileceği gibi sor derece çılgın ve acayip de olabilir. Ve sizin işinize yarayabileceği gibi hiç bir işinize de yaramayabilir. Peki eğe bu kitapların gösterdiği not alma teknikleri sizin için hiç bir anlam ifade etmiyorsa ne yapacaksınız? Veya "Süper Öğrenci Olmak İçin Çalışma Yöntemlerini iyice öğren dikten ve uyguladıktan sonra hâlâ zayıf alıyorsanız n yapacaksınız?
Burada bir çeşit laf kalabalığı yapmaya niyetim yok Ancak şunu söyleyeyim ki çalışma dünyasının çok a; yanlış ve doğrusu vardır. Ayrıca seçmeli bir testi geçmenin ya da not almanın tek bir doğru yolu yoktur. Özellikle eğer kendi yönteminiz işe yarıyorsa bu yeni yöntemleri uygulamak gibi bir akılsızlık yapmayın. Kendi yön temlerinizi değiştirmeyin, çünkü sizin yöntemlerinizi işe yaramadığını söyleyen bir çok yöntem aslında hiç bi işe yaramıyor olabilir.
Benim kitaplarımı herkesin işine yarayacak tek doğruyu bulmak için okumayın dememe herhalde gerek yol Çünkü bunu bulamayacaksınız. Bu kitapta işinize yarayabilecek ya da hiç yaramayacak bir çok teknik, ipucu numara bulacaksınız. Siz bu yöntemlerin içinden kendinize uygun olanlarını seçin, değiştirin, kendinize uyarlayın ve hangisinin işinize yarayacağım çözün. Çünkü kendi sisteminizi yaratmak konusunda sorumlu olan kişi ben değil sizsiniz.
Evet ben bir şeyler yapmak için arada sırada "benim yolumu" izlemenizi öneriyorum ve bu kitapların başarıya ulaşmak için aynı konuda öne sürülen bütün alternatiflerin dışında size net avantajlar sunacağına inanıyorum. Ama bu kesinlikle benim söylediklerimi yapacaksınız ve yapmazsanız cezalandırılacaksınız anlamına gelmiyor.
Yaklaşık on yıldır "Ders Nasıl Çalışılır?" adlı kitabımın reklamı ve promosyonu için "Daha çok çalışma, daha akıllıca çalış" sloganını kullandım. Peki bu cümle sizin için ne ifade ediyor? Bu, size çalışmak için daha az vakit harcayacağınızı garanti ettiğim anlamına mı geliyor? Veya çalışmak için az bir vakit ayırmanın en iyi yöntem olduğunu mu söylüyor? Veya hiçbir zaman çok çalışılmayacağım mı anlatıyor?
Hiçbiri değil. Bu, verimsiz çalışmanın size zaman kaybettireceği anlamına geliyor. Oysa bu vakti diğer işlerinizle (büyük bir olasılıkla daha zevkli işlerle) ilgilenerek geçirebilirsiniz. Burada esas amaç, çalışmanızı mümkün olan en hızlı ve en verimli şekilde tamamlamanızdır. Ben çok çalışmanın ne demek olduğunu bilen bir insanım. Fakat hiçbir zaman çok çalışmak için kendini zorlayan ve perişan edenlere benzemedim. İhtiyacım olandan daha fazla çalışmamaya dikkat ederim!
Bakalım bu bölümden ne hatırlayacaksınız?
Eğer kendi telefon numaranızı hatırlamakta zorluk çekiyorsanız, işte bu kitap sizin için yazılmış demektir. Kitabın bu yeni baskısı ile birlikte bakın neleri artık kolaylıkla yapabileceksiniz:
• Sayıları hatırlamak.
• Günleri ve olayları hatırlamak.
• İlk kez okuduğunuz bir şey ile ilgili olarak çok daha fazla şey hatırlamak.
• Testlerden veya dönem ödevlerinden daha iyi not almak için ihtiyaç duyacağınız not alma tekniklerini kullanmak.
• Daha geniş bir kelime dağarcığı oluşturmak.
• Kelimelerin yazılılarını doğru olarak hatırlamak. m Adları ve yüzleri hatırlamak.
• Sayıları hatırlamak. (Bunun herkesin en büyük problemi olduğu hissine kapılıyorum!)
"Hafıza Nasıl Geliştirilir?" adlı kitap size tüm bu saydıklarımı çok daha kısa zamanda ve kolaylıkla yapm olanağı sağlayacaktır. Burada anlatılan her şey öğrenme açısından kolay, uygulama açısından ise çok daha kolaydır.
Bu yöntemlerle her zaman gözlüklerinizi, arabanızın anahtarlarını veya cüzdanınızı nereye koyduğunuzu kolaylıkla hatırlama yeteneğini geliştirebilirsiniz.
Kendinizi sınayın ve hafızanızı ne kadar geliştirdiğinizi görün. Aldığınız sonuçlar karşısında hayrete düşeceğinizden eminim. Bu kitabı bitirdiğinizde daha önce var olduğundan bile habersiz olduğunuz zihinsel kaslarınız olduğunu fark edeceksiniz.
Eğer merak ediyorsanız
Herhangi bir şeyi hatırlamak için ihtiyaç duyacağınız teknik ve ipuçlarının hepsini öğrenmeden önce, bu dokuz kitapla ilgili iki önemli noktaya değinmeme izin verin.
Öncelikle ben cinsiyet eşitliğine inanıyorum. Bu hem gerçek hayatta hem de yazılarımda bu şekildedir. Ancak yazılarımda bahsettiğim kişiler için kadın ya da erkek diye bir seçim yapmadan ara ara uygun gördüğüm cinsiyetleri kullandım. Bir bölümde "O" derken bir kadını, diğerinde ise bir erkeği kastetmemin özel bir nedeni yoktur.
İkinci olarak, bu dokuz kitabın iki ya da daha fazlasında birçok tavsiyeyi, örneği, listeyi serpiştirilmiş olarak bulacaksınız. "Ders Nasıl Çalışılır" ise bütün çalışma tekniklerine genel olarak değinen bir kitaptır. Diğer sekiz kitapta yer alan ve gerekli olan tüm bilgileri özet Şeklinde içerir.
Kitaplarda tekrar yapmak kaçınılmazdır. Herkese bu dokuz kitabı, özellikle de "Ders Nasıl Çalışılır"! mutlaka okumalarını tavsiye ederim çünkü kitapların her biri farklı konulara ağırlık verir ve kendi konularında derinlemesine bilgi içerir. Ancak birçok insan bu dokuz kitaptan sadece birini satın alıyor. Bu nedenle ben her kitapta tekrar riskini göze alarak gerekli gördüğüm bilgileri tekrarlıyorum.
Yaklaşık 1200 sayfadan oluşan "Çalışma Teknikleri" serisinin çok geniş kapsamlı ve şimdiye kadar basılan çalışma sistemleri ile ilgili kitaplardan çok daha ayrıntılı olduğunu garanti edebilirim. Kullanışlı, faydalı, pratik ve öğrenilebilir bir sistem oluşturmaya çalıştım. Bu sistemi yaşınız, eğitim düzeniyiniz, IQ'nuz ne olursa olsun kullanabilirsiniz. Yine bu sistem sayesinde okulda, işte ve özel hayatınızda çok daha başarılı olabilirsiniz.
Sponsor Bağlantılar:
Mehmet Öz Tavsiyeli Orjinal Afrika Mangosu Şimdi Türkiye'de!
kitap okumanın yararlari hafıza Hakkında Yeni Yorum Yaz
Yorum yazarken lütfen;
Düzgün bir Türkçe kullanınız!
Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
İnsanları rencide edici ithamlarda bulunmayınız!
İdeal Kilo Hesaplama
Herkesin ortak derdi kilo. Peki ideal kilonuzu biliyor musunuz? İdeal Kilo Hesaplama
Neden Kadın Türk
İnternette yayın yapan kadın sitelerine baktığımızda yazıları okumak yorum yazmak için sayfalarca form doldurmak zorunda bırakıyorlar. Peki bizde nasıl?
Kekikli Acı Cehre
Tuğba Özayın Zayıflama Hapı Kekikli Acı Cehre Sitesi
Red Pepper
Bakanlık Onaylı Biber Hapı Red Pepper Orjinal Satış Sitesi
Kullanım Hakları:
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.